Fırlatma kültürü de tırlatma kültürü de Rahmetli Bülent Ecevit’le başladı. Bülent Ecevit Başbakan, Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli Başbakan Yardımcısı oldu. Fırlatma ve tırlatma dönemi başladı.
Ekonomik darboğaz milletin aklını fırlattı, bunalıma giren esnaf yazar kasa fırlattı.
Hatta sadece millet değil, devletin başı yani Cumhurbaşkanı bile, yasa kitapçığını Ecevit’in suratına fırlattı.
Bir gece de onlarca bankanın içi boşaldı, çuval çuval paralar yurt dışındaki bankalara fırladı…
Aklı başından giden millet, yani aklını fırlatan millet tam bir birini yemeye başlayacaktı ki Başbakan Yardımcısı Dr. Devlet Bahçeli, milletin ‘bam teli’ne neşteri vurdu. Normal zamanına bir buçuk yıl varken ‘erken seçim’ dedi…
***
Devlet Bey’in ağzından çıkan erken seçim sözcüğü ile birlikte vatandaşın morali havaya fırladı ve sekiz aylık Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oluk oluk oy aktı, parti tek başına iktidar oldu. Üçlü koalisyon milletin aklını alınca, AK Parti’de oyunu aldı.
Tırlatma ve fırlatma kültüründen kocaman bir hükümet kuruldu. Allah biliyor ya bende AK Parti karşıtı ve MHP’li bir gazeteci olarak çok çırpındım ‘AK Parti seçim kazamasın’ diye…
Geldikleri günün hemen ertesinde kendilerini fark ettirdiler, art arda radikal kararlar almaya başladılar, hatta öyle ileri gittiler ki AK Parti hakkında kapatma kararı bile alındı. Lakin milletin tepkisinden dolayı kapatamadılar.
Çünkü AK Parti millete bir umut olmuştu, bu apaçık gözle görünüyordu. Şimdi tırlatma ve fırlatma sırası karşı taraftaydı.
Karşı taraf, kendilerine “Cumhurtiyetçi, laik, Atatürkçü” adı veren yüzde yirmi ya da yirmi beşlik grup… Yaptığı icraatlar ile milletin gözünde iyice giren parti karşı tarafı çıldırtıyordu.
***
Bu çıldırmışlık öyle bir boyuta ulaştık ki, sandıkta yenemedikleri hükümeti, ülke genelinde kaos çıkartarak devirmeyi denediler. Hatta bir, iki, üç kez değil, yüzlerce kez denediler.
İlk başlarda ülkenin Doğu ve Güneydoğusunu, denediler tutmadı.
Alevileri kışkırttılar tutmadı ve birkaç ağacı bahane edip, Gezi Parkı’nı istila ettiler. Binlerce, on binlerce solcu, komünist, PKK’lı aklı kıt kullanılmaya ne kadar Gezizekalı varsa, Taksim’e topladılar. Yaktılar, yıktılar yerde ne bulursalar milletin camına fırlattılar.
Bu öyle büyük bir oyundu ki bir günde aynı pankart ve dövizlerle ülkenin her tarafını sardı.
Yani bir grubun aklı fırladı, vicdanı fırladı. Büyük Türk Milleti’nin de kenetlenme duygusu tavan yaptı. Sonuçlar sandıklara yansıdı Tayyip Erdoğan’ın oyu fırladı, yüzde 52…
***
Siyonizmin, emperyalizmin planı tutmadı. Bu kez sahaya Fethullah ve bazı yandaşları devreye sokuldu. Feto’nun bedduası havalarda uçuştu, hoca hop oturup, hop kalktı, iki elleri havalara fırladı… Kısacası ne yapsalar da tutmadı, millet ihanet planını yutmadı.
2002 yılında raylara konan demokrasi ve hizmet treni son zamanlarda biraz hız kesse bile yoluna devam ediyor.
PKK’nın inine kendi öz malımız, bombalarımız fırlatılıyor, kendi tayyaremiz, F16’larımız, kendi koblaralarımız fırlıyor. Şehitler veriyoruz ama ülke de bu pisliklerden mutlaka temizlenecek.
Velhasıl, dün yani bundan on üç yıl önce başbakanına yazar kasa fırlatan esnaf yerine, uzaya uydu fırlatan bir Türkiye…
Hani MHP diyor ya; “Sen, bilirsin Türkiye”…



